İNGİLTERE… UBER sürücülerine müjde – AÇIK GAZETE


Yüksek Mahkemes, ABD kökenli şirket Uber sürücülerinin özgür meslek sahibi olmak yerine işçi olarak işlem görmesi gerektiğine karar verdi. Böylece binlerce Uber sürücüsünün minimum asgari ücrette emek verme ve dinlence tutarı alma hakkını hayata merhaba dedi.
Uzun süredir devam eden bir hukuk harbinde Uber, önceki üç turu kaybettikten sonrasında havlu atmamış Yüksek Mahkeme’ye başvurmuştu. Yüksek Mahkeme’nin 19 Şubat günkü sonucu, Uber’i ağır bir tazminatla karşı karşıya bırakabilir ve iş ekonomisi açısından da değişik sonuçlara yol açabilir.
Uber, kararın azca sayıda sürücüye odaklandığını ve o zamandan beri işinde değişimler yaptığını belirtirken ABD’de UBER hisseleri düşüşe geçti… Kararın öteki ülkelerde de yansıması olacağı sanılıyor…
Şimdi gelelim sadede dostlar… Londra’da 2000 öncesinde tekstil dönemine geri dönelim. Patronlar 8 saat işgücü yerine parça başı emek vermeyi dayatmaya başlamışlardı. Sendikaların karşı çıkmasına karşı üç beş kuruş daha çok para kazanırım sanısıyla bazı işçiler parça başı yöntemini tercih etti. Ne yazık ki parça başı iş işçileri özünden kopardı. Bu işçiler çalışırken kahve molası bile vermeden robotlaştı. Öteki işçiler “iyi akşamlar” deyip makineleri kapatırken parçabaşı işçileri bir otuz dakika daha emek vermeyi tercih ettiler. Olmadı işleri evlerine götürdüler. Toplumsal yaşamlarını bir kenara koyup gece gündüz parça başı emek vermeyi sürdürdüler…
Tekstilde işçilerin travmatik emek harcaması çocuklarına da yansıdığı söylenebilir. İşçilerin kendi kendine bıraktığı çocuklardan bazıları ya çetelere katıldı ya da uyuşturu ilintili suçlara karıştı. Topluma ilişkin araştırmalar o denli azca ki günün birinde bu mevzulara değinen araştırmacılar çıkacaktır ümit ederim…
İşte Uber de “kendi işiniz” kandırmacasıyla parçabaşı ya da taşeron mantığıyla bir kölelik sistemi kurdu. İnternetten çağırdığınız Uber taksi sizi durak taksilerden yüzde 30, siyah taksilerden yüzde 50 daha ucuza taşıyordu. Sanal şirket yeni köleleri sürücülerin sırtından aslolan parayı kazanırken sürücüleri direksiyon başına mahkum etti.
Uberci bir sürücü dostum şu örneği vermişti: Biz elimizle elma topluyoruz. Siyah taksi sürücüleri kürekle. Onların 6 saatte doldurmuş olduğu kasayı biz 16 saatte doldurabiliyoruz. Bu adil değil. ‘Ya bu deveyi güdersin ya bu diyardan gidersin’ durumu ortaya çıkta fakat biz bu iş için pahalı araçlar satın aldık. Onların taksitleri var. ‘Hadi bizlere eyvallah’ diyemiyorsunuz işte…”
Uberci arkadaşıma mahkeme kararını soruyorum. “İyi oldu doğal” diyor ve ekliyor, “Fakat uygulama iyi mi olacak bilmiyorum. Bizi işçi olarak çalıştıracaklarsa araçlarımız için de kira ödemeleri gerekiyor. Her aracın da değişik bir kirası olacak sanırım.”
Dostum “Peki tüm bunların ötesinde salgın sizi iyi mi etkiledi” sorumu da şöyleki yanıtlıyor: “Salgında işler düştü. Bazı saatlerde sokaklarda in cin top oynuyor. Uçuşlar durduğu için uzun mesafe yolcular da haliyle fazlaca azaldı. ‘Bizim emek verme saatlerimiz ve kazancımız düştü’ diye hayıflanırken gelirimiz de düşürüldü. Yolcu taksi ücretini şirkete internetten ödüyor. Şirket de komisyonunu alıp kalanını bizim hesabımıza yatırıyor. Şirket salgında kendi zararını azaltmak için kendi komisyonunu artırmış. Böylece biz Uber emekçileri iki kez zarar etmiş olduk…”
Uber haberi bizim için iki açıdan mühim. İlki kazanmak için kesinlikle savaşım edilmesi icap ettiğini öğretti. İkincisi bu kapitalizmin “kendi işin” aldatmacası son bulmalı artık. Günümüzde ölümün gezdirilmiş olduğu sokaklarda ekmek parası için işlerini sürdüren kargo sürücüsü emekçilerini, 12 yıl ilkin 2019’da yönetmen Ken Loach “Üzgünüz, Size Ulaşamadık” filmiyle beyaz perdeye taşımıştı. Filmin hikayesi tam da anlattığımız “kendi işin” yalanı… Kesinlikle izleyin derim.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir